× HAKKINDA
ICOMOS Yönetim Üye ve Uzman Veritabanı 18 NİSAN Uluslararası Anıtlar ve Sitler Günü Linkler İletişim
KOMİTELER
Uluslararası Bilimsel Komiteler Uluslararası Komiteler Türkiye Üyelikleri Ulusal Bilimsel Komiteler
ETKİNLİKLER
Ulusal Etkinlikler Uluslararası Etkinlikler 18 Nisan Etkinlikler
DUYURULAR TÜZÜKLER
ICOMOS Tüzükleri Diğer Uluslararası Bildirgeler
BİLDİRGE VE RAPORLAR
Bildirgeler Raporlar
YAYINLAR DÜNYA MİRAS ALANLARI
Dünya Mirası Listesi'nde Türkiye Türkiye Dünya Mirası Geçici Listesi
Uluslararası Anıtlar ve Sitler Konseyi Türkiye Milli Komitesi
International Council on Monuments and Sites
Ana Sayfa > Duyurular
DUYURULAR
01.01.2014
Dünyanın sayılı anıtlarından biri olan Ayasofya Müzesi, 1985’te İstanbul’un Tarihi Alanları kapsamında Dünya Mirası Listesi’ne girmiş, bu vesileyle Türkiye Cumhuriyeti Devleti tarafından Dünya Miras Sözleşmesi ve ilgili uluslararası belge ve kurallara uygun şekilde korunması ve değerlendirilmesi taahhüt edilmiştir.

Son zamanlarda Ayasofya Müzesi ile ilgili olarak iki önemli konuda kaygı verici gelişmeler gözlenmektedir. Bunlardan ilki, 12 Haziran 2013 tarihli mektubumuzda duyurulmuş olan Ayasofya Medresesi’nin rekonstrüksiyonu konusudur; ikincisi ise Ayasofya Müzesi’nin işlevinin değiştirilmesine yönelik tartışmalardır. Bu mektup, esasen ilk konuya odaklanmaktadır; ancak ikinci konu ile ilgili olarak kısaca belirtilmesi gereken temel husus şudur ki; Dünya Miras Alanları’nda, her türlü işlev değişikliği, planlama ve koruma uygulaması kararının, alanın/yapının Dünya Mirası Listesi’ne girdiği tarihteki durumu, özellikleri, kullanım biçimleri gözönüne alınarak, bütüncül bir yaklaşımla belirlenmesi ve UNESCO Dünya Mirası Merkezi ve Dünya Mirası Merkezi’nin danışman kuruluşu olan ICOMOS’un Uluslararası ve Ulusal Komiteleri ile tartışılarak verilmesi gerekmektedir. Aksi bir yaklaşım, söz konusu alanın Dünya Mirası olma durumunu tartışmaya açacaktır.

1993 yılında UNESCO uzmanları tarafından yapılan izleme ziyareti ile Ayasofya Müzesi’nin korunma durumu değerlendirilmiştir. Heyetin raporundaki ciddi eleştiriler sonunda Kültür ve Turizm Bakanlığı bir ‘Bilimsel Kurul’ oluşturmaya karar vermiş; Uluslararası uzmanların yanı sıra Boğaziçi Üniversitesi ve İstanbul Teknik Üniversitesi’nden mimarlık tarihi, strüktür, deprem mühendisliği, koruma uzmanları ile Müzenin yönetim, bakım onarımıyla ilgili üç müdürün katılımıyla söz konusu kurul oluşturulmuştur. Bilimsel Kurul ilk iş olarak, yapılması gereken çalışmaların önceliklerini belirlemiş; koruma önerilerinin projelendirilerek Koruma Kurulu onayına sunulması ve onay alındıktan sonra uygulamaya geçilmesi ilkesini yerleştirmeye çalışmıştır.

UNESCO heyetinin 1993 ziyareti sırasında uzmanlar arasında yer alan Prof. Cyril Mango, Ayasofya’nın kuzeybatısındaki medrese kalıntısının olduğu bölgenin arkeolojik potansiyeline dikkat çekerek, arkeolojik araştırmalar yapılmasını önermiştir. Bu öneri şimdiye kadar dikkate alınmamış; buna karşılık son yıllarda yıkılan medresenin yeniden yapımı konusunda girişimler yoğunlaşmıştır. 1940’lı yıllarda yıkılmış olan Ayasofya Medresesi 2009 tarihinde İstanbul IV Numaralı Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Kurulu tarafından 1. Grup eski eser olarak tescil edilmiş; buna bağlı olarak rölöve, restitüsyon ve restorasyon çizimleri hazırlanmıştır. 4.4.2011 tarihinde Kurul‘a sunulan yeniden yapım (rekonstrüksiyon) projesi ‘Ayasofya Bilimsel Kurulu’na yönlendirilerek, değerlendirilmesi istenmiştir. Bir Dünya Mirası anıtının yakınında yeni bir yapının yükselmesi, bu yıkılmış bir tarihi binanın rekonstrüksiyonu dahi olsa sorgulanmak durumundadır.

Ayasofya ve Süleymaniye Camisi, Dünya Mirası listesinin 1. ve 2. Kriterleri ve kendilerinden sonraki mimari gelişmelerin bir örneği olma nitelikleriyle, İstanbul’un tarihi alanlarının Dünya Mirası olarak kabul edilmesi sürecinde 3. ve 4. Kriterlerle birlikte asıl (temel) değerleri oluşturmuşlardır. Bu noktada vurgulamak gerekir ki, her iki yapının 1985 yılındaki kullanım ve çevresel bağlamları (Süleymaniye Camisi, Ayasofya Müzesi) Dünya Mirası Kriterlerini sağlamalarında önemli olmuştur.

Süleymaniye ve Zeyrek geleneksel konut alanlarının ve Karasurları Dünya Miras Alanı’nın günümüzde kentsel gelişmenin içinde boğulmuş oldukları gözönüne alındığında, Sultanahmet Arkeolojik Parkı- Dünya Miras Alanı’nın göreceli olarak bütünlüğünü ve sürekliliğini koruduğu ve tarihsel katmanlaşmanın hala izlenebildiği söylenebilir. Ancak, bu türden olası yeniden inşa ve işlev değişikliği müdahaleleri ile sahip olduğu özgünlük ve bütünlüğün kaybedileceği açıktır.

Ayasofya’ya çok yakın konumda/bitişik olan medresenin yeniden yapımının yaratacağı sakıncalar, Bilim Kurulu üyeleri tarafından 2011 yılında Kültür ve Turizm Bakanı’na açıklanmış ve Bakan projenin geri çekilmesi yönünde talimat vermiştir. Ancak, aradan geçen zaman içinde medresenin rekonstrüksiyonu konusu gündemden düşmemiş; Kültür ve Turizm Bakanlığı Eylül 2012 tarihinde aldığı kararla Bilimsel Kurulu lağvetmiştir. Bunu izleyerek Rölöve Anıtlar Müdürlüğü tarafından hazırlatılan proje IV no.lu Koruma Kuruluna sunulmuş ve 19.12.2012 tarihinde oy çokluğuyla onaylanmıştır.

Ayasofya’nın batı cephesine bitişen iki katlı medresenin yeniden yapım önerisinin kabul edilmesi, ancak koruma kurulu üyelerinin Dünya Mirası mevzuatı konusundaki bilgi eksikliğini gösterir. Dolayısıyla, yeryüzünde 1500 yaşında hala ayakta duran kaç yapı olduğu ve Ayasofya’nın bunların içinde mimarlık tarihinin belki en önemli birkaç yapısından biri olduğu düşünülecek olursa, onun hemen yanıbaşına, bitişiğine yeni bir “sahte eski eser” inşa etmenin vahameti anlaşılacaktır.

İstanbul’un Dünya Mirası Alanları gibi çok derin ve geniş bir kültürel miras bölgesinin içinde özgün olmayan taklit ve rekonstrüksiyonların sayısının artması, alanın bütününün ve var olan özgün yapıların değerini azaltan bir unsur olacaktır. Uzman olmayanların dahi kolaylıkla fark edebileceği taklit ve kopya yapıların Dünya Mirası Alanlarının içinde yeri olmamalıdır.

İstanbul ve dolayısıyla Ayasofya’nın taşıdığı ‘Üstün Evrensel Değeri’ olumsuz etkileyeceğine inandığımız yeniden yapım projesinin uygulanmasında ısrar edilmesinin, Kurul onayı alınmasını takiben geçtiğimiz günlerde bu yönde somut adımların atılmış olmasının İstanbul’un Dünya Miras Alanları için ciddi bir risk yaratacağı kanısında olduğumuzu bildiririz.

Saygılarımızla,
ICOMOS Türkiye Milli Komitesi
Devamı
01.01.2014
ÖNSÖZ

1964 yılında Venedik’te yapılan 2. Uluslararası Tarihi Anıtlar, Mimar ve Teknisyenleri Kongresi’nin sonuç bildirgesi olan Venedik Tüzüğü’nü benimsemiş bir sivil toplum örgütü olarak kurulan ICOMOS Uluslararası Anıtlar ve Sitler Konseyi, kültür varlıklarının onarım, koruma ve değerlendirilmesinde kullanılan kavram, yöntem ve bilimsel tekniklerin geliştirilmesi amacıyla ilgili meslek insanlarının bilgi birikimlerinden yararlanarak Venedik Tüzüğü ilkeleri doğrultusunda çağdaş ve bilimsel yaklaşımları esas alan uluslararası ilkesel metinler oluşturulmasını sağlamaya çalışmaktadır. Bu çabalar koruma alanında evrensel düzeyde ortak bir dil oluşmasını da sağlamaktadır.

Ancak, mimari mirasın niteliğindeki bölgesel ve kültürel farklılıklar başta olmak üzere, yasal, sosyal ve kültürel yapıdaki değişimler, uzmanlaşma ve gelişen teknoloji ile değişimin hızının giderek artması, mevcut uluslararası bilimsel koruma ilkelerinin zaman zaman gözden geçirilerek bölgesel/yerel veya tematik başlıklarda ayrıntılandırılmasını gerekli kılmaktadır.

Mevcut uluslararası tüzük ve ilkelerin, kendine özgü koruma konu ve sorunları olan ülkemiz için yetersiz kalması, ulusal yasa ve düzenlemelerin bilimsel ilkelerle çelişir duruma gelerek kavram kargaşasına yol açması, ICOMOS Türkiye’yi koruma ilke ve yaklaşımlarının yeniden gözden geçirildiği, herkes için kolay ulaşılabilir/anlaşılabilir bir ulusal tüzük hazırlığına yöneltmiştir. Bu konuda geçtiğimiz yıl başlatılan çalışmalar, “ICOMOS Türkiye Mimari Mirası Koruma Bildirgesi” olarak sonuçlanmıştır.

Başta Can Binan ve Gülsün Tanyeli olmak üzere, 26 eylül 2013 günü kaybettiğimiz Emre Madran ve bu değerli çalışmayı alana kazandıran ICOMOS Türkiye üyeleri ile katkı sunan kişi ve kurumlara İPKB (İstanbul İl Özel İdaresi – İstanbul Proje Koordinasyon Birimi) öncelikli olmak üzere teşekkür ediyorum.

Türkiye’ye özgü ilkesel metinler dizisinin ilk adımı olarak, mimarlık alanının güncel koruma sorunları bağlamında hazırlanmış olan bu bildirge, ICOMOS Türkiye Milli Komitesi tarafından tarihsel kentler ve yerleşmeler, kültürel peyzaj alanları, arkeolojik alanlar ve doğal sit alanları için orta vadede gerçekleştirilmesi öngörülen benzerleriyle birlikte, “Türkiye Koruma İlkeleri” çalışmasının başlangıcıdır. Bu alanda çalışan herkese rehber olmasını diliyorum.


Yegan Kahya
ICOMOS Türkiye Milli Komitesi Başkanı
Devamı
15.11.2018
COMOS Türkiye Milli Komitesi 2013 yılı Olağan Genel Kurulu 14 Aralık 2013 Cumartesi günü 10:00-17:00 saatleri arasında İTÜ Taşkışla-127 no.lu salonda gerçekleştirilmiştir.

Genel Kurul kapsamında yakın zaman önce kaybettiğimiz değerli üyemiz Emre Madran'ın anılmış ve kendisinin de çok büyük emekleriyle hazırlanmış olan ICOMOS Türkiye Mimari Mirası Koruma Bildirgesinin sunuşu yapılmıştır. Programın genel akışı aşağıda ve ekte yer almaktadır.

ICOMOS - Türkiye
Olağan Genel Kurulu
İTÜ Taşkışla, 127
14.Aralık.2013, s:10:00-17:00

PROGRAM
10:00-10:30 Kayıt
10:30-13:00 Emre MADRAN’ı Anma Toplantısı
Açılış Yegan KAHYA
Hayatı ve Eserlerinden Seçkiler
ICOMOS – Türkiye Üyeleri Emre MADRAN’ı Anlatıyor
Haluk ABBASOĞLU, Moderatör
Burçak MADRAN
Gül ASATEKİN, Cevat ERDER, Tamer GÖK, Nevzat İLHAN, Nimet ÖZGÖNÜL, İsmail SALMAN, Neriman ŞAHİN GÜÇHAN, Ege YILDIRIM
13:00-14:00 Öğle arası
14:00-15:30 ICOMOS - Türkiye Mimari Mirası Koruma Bildirgesi Sunuşu
Can BİNAN Süreç
Gülsün TANYELİ İçerik
Zeynep AHUNBAY Değerlendirme
15:30-16:00 Kahve arası
16:00-17:00 ICOMOS – Türkiye Olağan Genel Kurulu
Faaliyet Raporu
Dilek ve Öneriler
Devamı
15.11.2018
Türkiye UNESCO Dünya Miras Komitesi Üyeliğine Seçildi

18-21 Kasım tarihlerinde Paris'te gerçekleştirilen 1972 UNESCO Kültürel ve Doğal Mirasın Korunması Sözleşmesi'nin 19. Genel Kurulu kapsamında, Dünya Miras Listesi'ne ilişkin çalışmaları yöneten ve 21 üye Taraf Devlet'ten meydana gelen UNESCO Dünya Miras Komitesi bünyesine seçilen 12 üyeden biri Türkiye oldu. 2013-2017 tarihleri arasında Komite üyeliğini yürütecek olan Türkiye, daha önce 1983-89 yılları arasında da aynı görevi yerine getirmişti. UNESCO Dünya Miras Komitesi'nde Türkiye'yi temsil edecek olan üç kişilik uzmanlar heyetinde ICOMOS Türkiye Üyesi Doç.Dr. Yonca ERKAN da bulunmaktadır.

Türkiye'nin üyeliği ile ilişkin, T.C. Dış İşleri Bakanlığı ve UNESCO Türkiye Milli Komisyonu tarafından yapılan resmi açıklamalara aşağıdaki bilgiler üzerinden ulaşabilirsiniz.
T.C. Dış İşleri Bakanlığı resmi açıklaması: http://www.mfa.gov.tr/no_-304_-19-kasim-2013_-ulkemizin-unesco-dunya-miras-komitesi-uyeligine-secilmesi-hk.tr.mfa
UNESCO Türkiye Milli Komisyonu duyurusu: http://unesco.org.tr/dokumanlar/duyurular/dmk_secim.pdf
Devamı
15.11.2018
Çok değerli üyemiz Emre MADRAN'ı kaybetmenin derin üzüntüsü içindeyiz. Ailesi, dostları, meslektaşları ve ICOMOS Türkiye camiasının başı sağolsun.

Cenazesi 28 Eylül 2013 Cumartesi günü Ankara Kocatepe Camii'nde kılınacak öğle namazının ardından Karşıyaka Mezarlığı'na defnedilecektir.

Kendisini her zaman saygı ve sevgiyle hatırlayacağız.
Devamı
15.11.2018
UNESCO Dünya Miras Komitesi'nin 16-27 Haziran 2013 tarihlerinde Phnom Penh'de gerçekleştirdiği 37. Oturumda Türkiye'deki Dünya Miras Alanlarından İstanbul Tarihi Alanları ve Çatalhöyük Neolitik Sit Alanı üzerine aldığı kararlar şunlardır:


İstanbul Tarihi Alanları (Türkiye) (C 356)

Karar no.: 37 COM 7B.85

Dünya Miras Komitesi,
WHC-13/37.COM/7B.Add belgesini inceleyerek,
36. Oturumda (Saint-Petersburg, 2012) kabul edilen 36 COM 7B.89 kararını hatırlatarak,
Dünya Miras Merkezi / ICOMOS ortak Reaktif İzleme Misyonunun sonuçlarını göz önünde bulundurarak Üye Devlet’in tavsiye kararlarını uygulamasını ve gerektiği gibi Yönetim Planı’nın yıllık incelemesine başlamasını talep eder;
Üye Devlet’in Haliç Köprüsü çalışmalarını köprü tasarımının geliştirilmesi ve tarihi kentsel peyzaja olan etkisinin azaltılması için çözüm bulmak amacıyla bir yıllığına durdurma çabasını onaylar; ancak değişiklikler ile özgün tasarımın düzelmesine rağmen, köprünün hala Tarihi Yarımada’nın görünümünü ve Üstün Evrensel Değeri’nin bazı özelliklerini olumsuz yönde etkileyeceğini kaydeder;
Motorlu Taşıtlar için Boğaz Geçiş Tüneli’nin faydalarını kabul eder, ancak daha kısa olan 5.4 km’lik tünel seçeneğinin Tarihi Yarımada’nın güney kıyısındaki çıkış noktası ve 8-13 şeritli yaklaşım yolunun Deniz Surları, Mermer Kule ve Tarihi Yarımada ile deniz arasındaki ilişki üzerinde çok önemli ve olumsuz bir etkisi olacağını kaydeder;
Projenin Tarihi Yarımada üzerindeki etkisinin sınırlanıp daha olumlu hale gelmesi için Üye Devlet’in Tünel’in Kara Surlarının dışına dek uzatılması ve Yenikapı’daki kesişim noktasının kaldırılmasına yönelik multi-disipliner çalışmalar (teknik, çevresel, sosyal, kültürel ve ekonomik) yürütmesini; geriye dönüşü olmayacak bir karar verilmeden ya da bir çalışma başlatılmadan, bütün seçeneklerin gerektiği gibi göz önünde bulundurularak Miras Etki Değerlendirme Raporu’nun tamamlanmasını ve Danışma Kurulları tarafından incelenmesi için Dünya Miras Merkezi’ne sunulmasını talep eder;
Yenikapı Projesi’nin Tarihi Yarımada’nın güneybatısında çok büyük bir alan (58 hektar) kapladığını ve bir milyon insanı alacak büyüklükte bir rekreasyon alanı oluşturulması kararının Miras Etki Değerlendirmesi tamamlanmadan ve Dünya Miras Komitesi’ne bildirilmeden alındığını endişe ile dile getirir ve Üye Devletin Miras Etki Değerlendirmesini bu tür büyük toplanma alanlarının çevreye ve Tarihi Yarımada’nın altyapısına olan potansiyel etkisini içerecek şekilde tamamlamasını ve mümkün olan en kısa sürede Danışma Kurullarının incelemesi için Dünya Miras Merkezi’ne sunmasını talep eder;
Misyonun belirttiği gibi mevcut Osmanlı ahşap yapıları için kritik bir noktaya gelindiğini endişe ile dile getirir ve Üye Devletin risk altındaki Osmanlı yapılarını hızla değerlendirmesini, yenileme alanlarını yeniden belirlemesini, bozulma ve yok olma hızını azaltmak için acil koruma çalışmalarını yürütmesini, eğer mümkünse özel mülk sahiplerinin yapılarını onarmaları için gerekli fonları yeniden sağlanmasını talep eder;
Tarihi Yarımada’nın siluetinin korunması için Üye Devletin yükseklik sınırlamalarını zamanında yürürlüğe koymasını takdir eder;
Üye Devlet’in varlığın korunmuşluk durumu ve yukarıda belirtilenlerin uygulanmasına ilişkin güncellenmiş bir raporu Dünya Miras Komitesi’nin 39. Oturumunda (2015) incelenmek üzere 1 Şubat 2015 tarihine dek sunmasını talep eder.

Çatalhöyük Neolitik Sit Alanı (Türkiye) (C 1405)

Karar no: 37 COM 7B.86

Dünya Miras Komitesi,
WHC-13/37.COM/7B belgesini inceleyerek,
36. Oturum’da (Saint-Petersburg, 2012) kabul edilen 36 COM 8B.36 kararını hatırlatarak,
Üye Devletin Yönetim Planı konusunda yol almasını takdir eder; Yönetim Planı’nın onaylandığını ve yakında uygulanmaya başlanacağını kaydeder;
Üye Devlet’in bu Yönetim Planı’nı revize etmek istediğini kaydeder ve bu revizyon süreci çerçevesinde,
Yönetim Planı’nda belirtilen ve uygun gözlem göstergelerini de içeren eylemlerin, Üye Devlet’in varlığın korunması ve yönetimini yeterli olarak gözlemlemesine izin verecek şekilde geliştirilmesini,
Yönetim Planı’nın yasal dayanağının güvenceye alınmasını ve gerekli tüm eylemler için yeterli maddi kaynak sağlayacak şekilde daha ayrıntılı bir finansal stratejinin hazırlanmasını talep eder;
Üye Devlet’in revize edilmiş Yönetim Planı’nın basılı ve elektronik kopyalarını Danışma Kurullarının incelemesi için Dünya Miras Merkezi’ne 1 Şubat 2014 tarihine dek teslim etmesini talep eder.
Devamı
15.11.2018
ICOMOS Türkiye Milli Komitesi Basın Duyurusu

ICOMOS Türkiye Milli Komitesi’nin aşağıdaki değerlendirmeyi 1.Mart 2013 tarihinde kamuoyuna duyurduğu günden itibaren Taksim Gezi Parkı üzerinde sürdürülen hukuksuz uygulamalar son üç gündür en üst düzeye ulaşmıştır. Sadece Park alanında yapılan işlemler değil, insanların canlarını tehdit eden, fiziki ve ruhsal sağlıklarını bozan bu uygulamaları şiddetle kınadığımızı ve kamuoyu önünde yetkileri hukuki süreçlere ve uluslararası koruma, kent planlama ve kent yönetimi ilkelerine uygun davranmaya davet ettiğimizi duyururuz.

Saygılarımızla,
ICOMOS Türkiye Milli Komitesi

1.Mart 2013
Taksim’de Eski Topçu Kışlasının Yeniden İnşasına Yönelik Proje ve Gezi Parkı’nın Ortadan Kaldırılmasına İlişkin Değerlendirme

Son günlerde kamuoyunu meşgul eden en önemli kentsel meselelerden biri de, İstanbul, Taksim Meydanı’ndaki Gezi Parkı’nın ortadan kaldırılıp, yerine aynı alanda 1930’lu yıllara kadar mevcut Eski Topçu Kışlası’nın yeniden inşası girişimidir. Türkiye ICOMOS Milli Komitesi doğrudan doğruya kendi ilgi alanına giren ve uluslararası yükümlülüklerinden de birini teşkil eden bu konu hakkında aşağıdaki görüşlerini açıklamayı zorunlu görmüştür:
1. Taksim Gezi Parkı, tarihsel mimari önemi bağlamında -sadece bir yeşil alan olmanın ötesinde- İstanbul’un en önemli ve korunmaya değer varlıklarından biridir. Onyıllardır kayıtsızlık ve duyarsızlıkla tahrip edilmeye ve aşındırılmaya devam etmesine rağmen, hala önemini yitirmiş değildir. Dünyaca bilinen bir tasarımcı olan Henri Prost tarafından projelendirilmiştir ve Türkiye’de anıtsal-eksensel park planlama yaklaşımına sahip tek kamusal yeşil alandır. Ortadan kaldırılması bir yana, restore edilerek, asli özellikleri iade edilmeli ve Türkiye ve İstanbul’un kültür tarihinde hak ettiği yere yerleştirilmelidir.
2. Gezi Parkı ortadan kaldırılarak onun yerinde rekonstrüksiyonu hedeflenen Topçu Kışlası’nın yeniden yapımı koruma-restorasyon disiplininin uluslararası ilkeleri bağlamında aşağıdaki sorunlar nedeniyle kabul edilemez bir durum sergilemektedir.

Birinci sorun şudur: Yok olmuş tarihsel yapıların rekonstrüksiyonu, ancak söz konusu yapıların mimari, inşai, estetik düzey ve tarihsel anılar taşımak gibi gerekçelerle kaybının çok büyük olması halinde meşrudur. Taksim Kışlası ise, kaybı bu kadar büyük anlam taşıyan bir yapı değildir. Şayet yerinde duruyor olsaydı, kuşkusuz, korunması gerekecekti. Fakat bu yitirilmiş yapının kent belleğindeki önemi, yerine bir replikasını yapmayı gerektirecek kadar derinlikli ve güçlü değildir.

İkinci sorun ise, yapının rekonstrüksiyonunu yapmanın ortaya sadece eskisi gibi gözüken, ama hiçbir rasyonel koruma ölçütüne göre tarihi eser sayılmayacak bir yeni yapı çıkaracak olmasıdır. Türkiye kamuoyunda sık sık aksi gündeme gelmesine karşın, geçmişin görüntülerini yeniden üretmek tarihi çevreyi ve mirası korumak demek değildir. Yukarıda da vurgulandığı gibi sadece bazı çok zorunlu hallerde bir taklit yapı inşa etme girişimi hoşgörülebilir. Kaldı ki, hoşgörüldüğü hallerde bile, yok olmuş yapıların rekonstrüksiyonunu yapabilmek için, elde eski durum hakkında fikir verecek yeterli ve ayrıntılı belgeler ve veriler olması gerekir. Eski Taksim Topçu Kışlası için elde yalnızca yapının bazı dış mekan fotoğrafları vardır. Dönemine ait hiçbir gerçek inşai ve mimari ayrıntısı, hatta tam boyutları bile, bilinmemektedir. Bu koşullarda yeniden yapımı, koruma ilkeleri açısından, Taksim’in en merkezi yerinde bir “Disneyland” inşa etmekten daha anlamlı ve ciddi bir sonuç vermeyecektir.

ICOMOS Türkiye Milli Komitesi olarak yukarıdaki sakıncaları Türkiye kamuoyuna duyurmayı, çalışma alanımızın etik ve teknik ilkelerine aykırı bu gelişmeye karşı durmamızın bir tarihsel zorunluluk oluşundan ötürü gerekli görmekteyiz.
Devamı
15.11.2018
Taksim’de Eski Topçu Kışlasının Yeniden İnşasına Yönelik Proje ve Gezi Parkı’nın Ortadan Kaldırılmasına İlişkin Değerlendirme

Son günlerde kamuoyunu meşgul eden en önemli kentsel meselelerden biri de, İstanbul, Taksim Meydanı’ndaki Gezi Parkı’nın ortadan kaldırılıp, yerine aynı alanda 1930’lu yıllara kadar mevcut Eski Topçu Kışlası’nın yeniden inşası girişimidir. Türkiye ICOMOS Milli Komitesi doğrudan doğruya kendi ilgi alanına giren ve uluslararası yükümlülüklerinden de birini teşkil eden bu konu hakkında aşağıdaki görüşlerini açıklamayı zorunlu görmüştür:
Taksim Gezi Parkı, tarihsel mimari önemi bağlamında -sadece bir yeşil alan olmanın ötesinde- İstanbul’un en önemli ve korunmaya değer varlıklarından biridir. Onyıllardır kayıtsızlık ve duyarsızlıkla tahrip edilmeye ve aşındırılmaya devam etmesine rağmen, hala önemini yitirmiş değildir. Dünyaca bilinen bir tasarımcı olan Henri Prost tarafından projelendirilmiştir ve Türkiye’de anıtsal-eksensel park planlama yaklaşımına sahip tek kamusal yeşil alandır. Ortadan kaldırılması bir yana, restore edilerek, asli özellikleri iade edilmeli ve Türkiye kültür tarihinde hak ettiği yere yerleştirilmelidir.
Gezi Parkı ortadan kaldırılarak onun yerinde rekonstrüksiyonu hedeflenen Topçu Kışlası’nın yeniden yapımı koruma-restorasyon disiplininin ilkeleri bağlamında sorunludur.

Birinci sorun şudur: Yok olmuş tarihsel yapıların rekonstrüksiyonu, ancak söz konusu yapıların mimari, inşai, estetik düzey ve tarihsel anılar taşımak gibi gerekçelerle kaybının çok büyük olması halinde meşrudur. Taksim Kışlası ise, kaybı bu kadar büyük anlam taşıyan bir yapı değildir. Şayet yerinde duruyor olsaydı, kuşkusuz, korunması gerekecekti. Fakat bu yitirilmiş yapının kent belleğindeki önemi, yerine bir replikasını yapmayı gerektirecek kadar derinlikli ve güçlü değildir.

İkinci sorun ise, yapının rekonstrüksiyonunu yapmanın ortaya sadece eskisi gibi gözüken, ama hiçbir rasyonel koruma ölçütüne göre tarihsel eser sayılmayacak bir yeni yapı çıkaracak olmasıdır. Türkiye kamuoyunda sık sık aksi gündeme gelmesine karşın, geçmişin görüntülerini yeniden üretmek tarihsel çevreyi ve mirası korumak demek değildir. Sadece bazı çok zorunlu hallerde hoşgörülebilir bir taklit yapı inşa etme girişimi olarak nitelenir.

Kaldı ki, hoşgörüldüğü hallerde bile, yok olmuş yapıların rekonstrüksiyonunu yapabilmek için, elde eski durum hakkında fikir verecek yeterli ve ayrıntılı belgeler ve veriler olması gerekir. Eski Taksim Topçu Kışlası için elde yalnızca bazı dış mekan fotoğrafları vardır. Dönemine ait hiçbir gerçek inşai ve mimari ayrıntısı, hatta tam boyutları bile, bilinmemektedir. Bu koşullarda yeniden yapımı, tarihsel korumacılık ilkeleri açısından, Taksim’de bir “Disneyland” inşa etmekten daha anlamlı ve ciddi bir sonuç vermeyecektir.
Yukarıdaki sakıncaları Türkiye kamuoyuna duyurmayı, çalışma alanımızın etik ve teknik ilkelerine aykırı bu gelişmeye karşı durmamızın bir tarihsel zorunluluk oluşundan ötürü gerekli görmekteyiz.

ICOMOS Türkiye Milli Komitesi
Devamı
Copyright © 2018 ICOMOS Türkiye. Tüm hakları saklıdır
Adres
Yıldız Teknik Üniversitesi Mimarlık Fakültesi
Restorasyon Anabilim Dalı Oda No. 205 Yıldız, Beşiktaş
34349 İstanbul TÜRKiYE
Eposta
icomosturkiye@gmail.com
icomos@icomos.org.tr
Telefon
+ 90 212 383 26 30